4 Eylül 2010 Cumartesi

Hoşgeldin Hiddink 3-0



Ay-Yıldızlılar'ın teknik patronu Guus Hiddink, ilk resmi sınavında galibiyetle tanıştı. 90 dakika sonrasında konuşan Hollandalı, “Şimdi sıra Belçika'da” dedi.

A Milli Takım’ın yeni teknik direktörü Guus Hiddink, Türkiye’nin başında ilk resmi
maçına dün çıktı. Ay-Yıldızlılar’ın attığı her golden sonra adeta havalara uçan tecrübeli çalıştırıcının, heyecanlı tavırları da dikkatlerden kaçmadı. Gruplardaki ilk maçların her zaman tehlikeli olduğunu belirten Hiddink, “İyi bir başlangıç yaptığımız için mutluyum. 3 puanı hak eden bir futbol oynadık. Farklı galip gelmemiz gerçekten sevindirici” ifadesini kullandı. Zamanla daha iyi olacaklarının da sinyallerini veren Hollandalı çalıştırıcı, artık Belçika maçına odaklandıklarını söyledi.

‘Daha zor olacak’
Hiddink, “İstanbul’da bundan daha zor bir karşılaşma oynayacağımızı düşünüyorum. Ancak hem oyun tempomuz, hem de moralimiz yerinde. Yine kazanan taraf olacağız” açıklamasında bulundu.

Düzeni yıkacağım



"Takımın alışılmış bir düzeni var. Bunu mutlaka dönüştürmeliyiz. Kademe kademe gideceğiz"

F.Bahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, dünkü idman öncesi basın mensuplarıyla bir sohbet toplantısı yaptı. Kocaman, oldukça cesur ve çarpıcı açıklamalar yaptı. İşte öne çıkanlar: "Okan Alkan, Manisa maçında iyi oynadı ama önemli olan doğru zamanda ve en doğru yerde takımın ana karakterlerinden biri olmasıdır. 3-4 maç arka arkaya oynadıktan sonra 'Tamam oldum' dersin, işte o zaman inişler başlar. Böyle oyuncuları, çıkış zamanlarını yakalayıp oynatmak lazım. Aksi halde rüzgar gibi gelirler, rüzgar gibi giderler. Kazım'ın Milli Takım'dan dönüşünü bekleyeceğim. Güiza ameliyatı olup gelecek ondan sonra bakacağız. Kendilerinden istediğimiz şeyler basit."

Saygı göstermek zorundalar
"İnsani olarak hiçbir oyuncum ile problemim olamaz. Alex'le igili de durum böyle. Bazı oyuncuların ayrıcalıkları vardır ve olacaktır. Bu, o oyunculara verilir ve hissettirilir. Alex ile ilgili ana kriterler antrenmanlar ve maçlarda verimlilik. Ben karar vericiyim, oyuncularım bu karar uymak ve bana saygı göstermek zorunda. Takımın 5-6 yıldır oynadığı alışılmış bir düzeni var. Bunu dönüştüreceğiz. Bu düzeni bir anda kaldırmak tercihtir. Değişimi bu düzen içinde de yapabilirsiniz. Toptan değişim yerine kademeli olarak, görerek, tespit ederek gitmek daha mantıklı. Beni değerlendirenler, ben ne kadarsam o kadar değerlendirsinler. Tabii ön yargılardan uzak şekilde."

(05-07).09.2010) Basket Kuponu

2 Eylül 2010 Perşembe

Devlere liderlik yakışır: 79-77


Türkiye sevinmesin de kim sevinsin! Dört maça çıktık, dört galibiyet elde ettik. Porto Riko karşısında son çeyrekte öyle bir oyun oynadık ki, Amerika'ya bile gözdağı verdik. Artık son 16 garanti, rakipler tam dişimize göre... Sözün özü, finale doğru uçarak geliyoruz!

Yolumuz açık
Porto Riko galibiyeti ile grubu lider bitirmeyi garantileyen Türkiye, yarı finale kadar çok güçlü rakiplerle karşılaşmayacak. Eleme turunda D Grubu’nu büyük olasılıkla 4. bitirecek olan Yeni Zelanda ile oynayacak olan 12 Dev Adam, kazandığı taktirde çeyrek finalde de yine büyük olasılıkla B Grubu 2. bitirecek olan Slovenya ile C Grubu’nu 3. tamamlayacak olan Avustralya galibi ile oynayacak. Milliler, Amerika, İspanya, Sırbistan gibi favorilere denk gelmeyecek ekibimiz, yarı finalde de yine büyük olasılıkla Arjantin, Hırvatistan, Fransa, Rusya ya da Yunanistan’dan biri ile eşleşecek.

'Fenerbahçe'nin ismi yetti'



Everton’dan ayrılmanın kendisi için kolay olmadığını ifade eden Nijeryalı oyuncu, “Ancak Fenerbahçe adını duyduğum anda ayrılmam gerektiğini düşündüm. Çünkü daha önce Fenerbahçe’ye karşı hazırlık maçı oynamıştım ve büyük bir kulüp olduğunu hissetmiştim. Bu büyük takımda, hedeflerim doğrultusunda yer almak istedim. Başka takımlardan da teklif vardı ancak Fenerbahçe’nin adı çıktığı anda, diğer tekliflerin önüne geçti. Fenerbahçe’nin hedefleri büyük olan, büyük bir kulüp ve taraftar kitlesine sahip olduğunu bildiğim için tercihimi kullandım. Burada bulunmaktan mutlu ve gururluyum. Büyük beklentilerin olduğunun farkındayım. Ancak bunların üstesinden gelebileceğimi düşünüyorum. Zor alacak ama çalışarak, büyük başarılara imza atacağız. Bunda benim de katkım olursa, büyük mutluluk duyarım” diye konuştu.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Yunan basını: Türkler şalterimizi indirdi!!!


Yunan medyası, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası C Grubu'nda oynanan Yunanistan-Türkiye maçına ilişkin, ''salonun yangın yerini andırdığı'' değerlendirmesinde bulunurken ilginç ifadeler kullandı.

Karşılaşmanın yayınlandığı Yunan devlet televizyonu ET1 ile yorumların yer aldığı internet sitelerinde yapılan değerlendirmelerde, ''Türk takımının her anlamda güçlü olduğunun görüldüğü'' kaydedildi.


Atina'daki en zor karşılaşmaların oynandığı iki büyük salon olan OAKA ile SEF'in bugünkü salonun ortamına kıyasla adeta ''çocuk yuvasını'' andırdıkları yorumu yapılırken, salonu dolduran Türk taraftarların da örnek davranışlar sergiledikleri belirtildi.

Maçı 76-65 kazanan Ay-yıldızlı takımda özellikle Ersan İlyasova ile Kerem Tunceri'ye dikkat edilmesi gerektiği kaydedilirken, Türk tarafının da Spanulis'i etkisiz hale getirme yanlısı olduğu değerlendirmesinde bulunuldu.

Yunan takımının kendi hataları yüzünden özellikle ilk yarı sonuna doğru skorda farkın açıldığı belirtilirken, ikinci yarının çok kritik olacağı vurgulandı.

Türk takımının hücum ve savunmadaki hızının Yunan ekibinin top çevirmesini zora soktuğunun altı çizilirken, kırmızı-beyazlı oyuncuların Yunan takımının düşüncelerini adeta ''okudukları'' belirtildi.

Türk ekibinin sürekli olarak önde olduğuna dikkat çekilirken, ''Yaklaşıyoruz ama geçemiyoruz'' ifadesine yer verildi.

Yunan takımının iyi savunma yaptığına ilişkin söylemlerin ''abartılı olabileceği'' özeleştirisinde bulunulurken, Türk takımının daha fazla ekip oyunu çıkardığı vurgulandı.

Türk takımının karşılaşmadaki istatistiklerinin mükemmel olduğunun altı çizildi ve kırmızı-beyazlı ekibin performansında fazla söze gerek kalmadığı yorumu yapıldı.

Milli takımın özellikle 3 sayılık atışların çok az bir bölümünü kaçırdığı ve büyük bir galibiyete doğru adım adım ilerlediği belirtildi.

Yunan ekibinin hücumda daha hızlı olması gerektiği, savunmanın ise mavi-beyazlı ekibin ''en iyi yanı'' olmadığı kaydedilirken, Ersan İlyasova'nın ''parçalayıcı'' olduğu yorumu gündeme getirildi.

Mavi-beyazlı ekibin yalnızca aradaki fark açılmaya başladığı zaman ''soğukkanlı ve hızlı olmaya'' başladığına dikkat çekildi, dakikaların Yunan tarafı için çok zor geçtiği belirtildi.

Yunan ekibinin gerek savunma, gerekse hücumda birden bire çok ağırlaştığı, koşup sayı kaydedebileceği düşünülürken sanki görünmez bir elin ''ana şalteri indirdiği'' değerlendirilmesinde bulunuldu.

Karşılaşmanın bitimine 4 dakika kala Yunan ekibinden beklenilenin tüm alanda pres yapması olduğu, nitekim Türk takımının 11 sayı önde bulunduğuna dikkat çekilirken, mavi-beyazlılar'ın ''günlerinde olmadıkları'' ifadesi kullanıldı.

Maçın bitimine 2 dakika kala Yunan ekibinin 32 tane 3 sayılık atışından yalnızca 10'unun potayı bulduğu vurgulandı.

Her şeye rağmen kazansa da kaybetse de Yunan ekibinin son ana kadar mücadele ettiği, ancak dayanıksız savunma ve hedefin bulunamaması nedeniyle Türk takımının galibiyeti ''kucaklamasına'' engel olunamadığı kaydedildi.
Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!